Jinekolojik onkoloji kanser gebelik infertilite

www.jinekolojikonkoloji.com
www.jinekolojikkanser.com
www.tuganbese.com

ANASAYFA
Jinekolojik Kanserler
Gebelik Takibi ve Doğum
İnfertilite ve Ovulasyon Takibi
Endoskopi
İdrar Kaçırma

SAĞLIK HABERLERİ

Gebelik Takibi  ve Doğum

Düzenli olarak adet gören ancak beklenilen adet tarihinde adet kanaması olmayan bir kadında öncelikte gebelikten şüphelenilmelidir. Gebelik tanısı kan alınarak yapılan bir test (b-hCG) ve vajinal yol ile yapılacak olan ultrasonografik inceleme sonucu koyulabilir. Doğal yol ile gebe kalan bir kadının gebelik haftası, son adet tarihinin ilk günü temel alınarak hesap edilir. Gebelik süresi yaklaşık 40 haftadır. Buna göre yaklaşık olarak 5,5 - 6 gebelik haftaları sırasında utrasonografi ile gebelik tanısı koyulabilir. Daha önce ki günlerde ultrasonografik inceleme ile net olarak tanı koyulamayabilir. Gebeliğin erken dönemlerinde anne rahmindeki canlının gelişimi çok hızlı olduğundan 1 hafta sonra yapılacak ikinci bir ultrasonografik inceleme ile , bir önceki ultrasonografik incelemede görülemeyen gebelik kesesi ve hatta embriyo görülebilir. 6-9 gebelik haftaları arasında ise bebek (embriyo) ultrasonografi ile net olarak görülebilir (Resim 1,2,3 ) .

Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Ultrason Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Ultrason
Resim 1- 6 haftalık embriyonun görünümü    Resim 2- 9,5 haftalık embriyonun görünümü
                (T.Beşe-özel arşiv)                  (T.Beşe-özel arşiv)

                      

Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Ultrason
Resim 3- 9 haftalık embriyonun gerçek görünümü
                 (T.Beşe-Özel arşiv)

Gebelik tanısı koyulduktan sonra belli aralıklarla ultrasonografik inceleme yapılarak gebeliğin seyri ve bebek gelişimi hakkında bilgi edinilmelidir. 12-14 gebelik haftaları arasında vajinal yol ile ultrasonografik inceleme yapılarak bebeğin ense kalınlığı (Resim 4) ve burun kemikleşmesinin (Resim 5) başlayıp başlamadığı değerlendirilmeli ve yanı sıra anneden kan alınarak bazı hormonlara (PAPP-A ve b-hCG ) bakılmalıdır İkili test olarak isimlendirilen bu incelemede hormon değerleri ve bebeğin ense kalınlığı ölçümü birlikte değerlendirilerek bir risk oranı belirlenir. İkili testin %85 civarında doğru belirleyicilik oranı vardır ve ikili test üçlü teste oranla daha güvenilir bir yöntemdir.

Hamilelik Gebelik Gebe Hamile Doğum Ultrason Tu
Resim 4-  12 haftalık embriyonun  normal sınırlarda                   ense kalınlık ölçümü  ( T.Beşe- özel arşiv ) Resim 5- 12 haftalık embriyonun burun kemiği                     ( T.Beşe- özel arşiv )

Eğer elde edilen ultrasonografik ölçüm ve laboratuar sonucu   bebekte kromozomal anomali açısından bir  risk artışını gösteriyor ise , gerçek tanıyı koymak için bebeğe ait bir hücreye/dokuya ihtiyaç vardır. Bunun için bebeğin plasentasından doku biyopsisi yapılabilir. Bu işleme  koryon villus biopsisi adı verilir. Koryon villus biopsisi bu konuda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır.  İşleme bağlı düşük oranı % 5-10 civarındadır. İki, üç hafta daha beklenerek 16. gebelik haftasından sonra amnios kesesi içine ince bir iğne ile girilerek  sıvı alınır ve  sıvının içinde bulunan bebeğe ait hücrelerden kromozom incelemesi  yapılır. Bebeğin suyunun alınma  işlemine amniosentez adı verilir (Resim 6).  Amniosentezin düşük riski daha azdır.

Eğer erken gebelik döneminde (12-14 gebelik haftaları arası)  tarama testi   herhangi bir neden ile yapılamamış ise 16-18 gebelik haftaları arasında anneden kan alınarak bazı hormon ( alfa-fetoprotein, b-hCG ve E2 ) değerlerine  bakılır (üç’lü test). Eğer üçlü testin sonucu risk artışı gösteriyorsa vakit geçirmeden amniosentez yapılması önerilmelidir. Ancak, yapılan ikili veya üçlü  tarama testleri sonucunun risk artışı gösteriyor olması, bebekte %100 kromozomal bir anormalliğin mevcudiyetini göstermez. Test sonucu kromozomal anomali açısından risk artışı gösteren ve bu neden ile amniosentez yapılan bebeklerin  ancak yaklaşık 30 da 1’inde gerçekten bir kromozomal anomali mevcuttur.

 

Amniosentez
Ultrasonografi eşliğinde yapılan amniosentez tüm jinekologlar tarafından yapılabilen basit bir işlem olmakla beraber, 16 gebelik haftasından sonra yapılan  klasik amniosentezi takip eden 2-3 hafta içinde %0.5-1 arasında değişen oranda işleme bağlı düşük gerçekleşebilir. Daha erken dönemde yapılan (13-14. gebelik haftası)  erken amniosentez sonrası düşük oranları %3-5 civarındadır.  Dolayısı ile işlem öncesi bu durum gebeye açıklanmalı ve onayı alınmalıdır.

 
Resim 6 - Ultrasonografi eşliğinde yapılan amniosentez 
                  ( T.Beşe- özel arşiv )
 

12-13. gebelik haftası gibi erken dönemde dahi yapılan ultrasonografik incelemede bebeğe ait herhangi bir anormallik olup olmadığına ait erken bulgular elde edilebilir(Resim 7). Ancak fetusa ait esas değerlendirme daha ileri ki haftalarda daha iyi yapılır.

 

Resim 7- 12 hafta 5 günlük gebelikte kafatası- beyin, mide, kordon, diafragma, idrar kesesine ve
                 kordonun göbek giriş  hizasına ait ultrasonografik bulgular ( T.Beşe-özel arşiv )

 

Bebeğin (fetus)  anne karnında gelişimini ve bebeğe ait anomali  olup olmadığı değerlendirmek için  mutlaka 16-20. gebelik haftaları arasında detaylı ultrasonografik  inceleme yapılmalıdır (Resim 8,9,10,11).  Bu incelemede tüm bulgular normal olarak değerlendirilir ise bundan sonra yapılacak olan gebelik takiplerinde gebeliğin ultrasonografik olarak gelişimi izlenir.

     
Gebelik Hamilelik Gebe Hamile Doğum Ultrason  
Resim 8- Fetusun ayak-bacağı
                 ( T.Beşe-özel arşiv )
  Resim 9- Fetusun kolu
                 ( T.Beşe-özel arşiv )
     
 
Resim 10- Fetusun böbreği
                   ( T.Beşe-özel arşiv )
  Resim 11- Fetusun genital organı, erkek
                   ( T.Beşe-özel arşiv )
 
Resim 12- Fetusun kalbinin 4 odacık görünümü
                   ( T.Beşe-özel arşiv )

Anne Karnında Fetusun Sağlık
Durumunun Değerlendirilmesi

Ultrasonografi ile inceleme ve Elektrokardiotokografik yöntem ile Non-Stres Test (NST) yapılarak anne karnındaki  bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi elde edilebilir. NST ile bebeğin kalp atımlarının çizelgesi alınarak   , ultrasonografi ile de bebeğin gelişimi, amnios sıvı miktarı, bebeğin hareketleri ve tonusu, solunum hareketlerinin mevcut olup olmadığı değerlendirilerek, bebeğin anne karnında sıkıntıda olup olmadığı saptanabilir. Bu yöntemler ile bebeğin anne karnında sıkıntıda olduğu ( bebeğe giden oksijen miktarının azalmış olduğunu gösterir) saptanırsa, bebek en kısa zamanda doğurtulmalıdır.

   

Bebekte Gelişme Geriliği

 

Bebeğin anne karnında gebelik haftası ile orantılı oranda büyüyüp, gelişememesidir. Genellikle 28- 30. gebelik haftasından sonra belirmeye başlar. Gelişme geriliğin tanısı için seri ultrasonografik inceleme yapılmış olması gerekir. Son adet tarihi ile uyumlu giden ultrasonografik incelemelerde, belli bir haftadan sonra uyumsuzluk görülür ve bebeğin özellikle karın çevresi gelişiminde duraksama olur. Bebeğin ultrasonografik olarak tahmini kilosu, olması gereken sınırlardan daha aşağıda kalır. Bariz gelişme geriliğinde ek olarak bebeğin amnios sıvısında da azalma gözlenebilir. Gelişme geriliği  genellikle hipertansiyon (ağır preeklampsi), kontrol altına alınamamış şeker hastalığı gibi durumlarda ortaya çıkar. Tedavisi için altta yatan sebep bulunmalı ve bebek dış ortamda yaşayabileceği uygun bir haftaya  erişilince  doğum gerçekleştirilmelidir.

 

Diabet Taraması ve Gebelikte Diabet

Gebelik sırasında ortaya çıkan şeker hastalığıdır. Gebelik takibi sırasında 24-26. gebelik haftaları arasında gebeden kan alınarak 50  gr şeker yükleme testi yapılmalı ve  gebeliğin ortaya çıkardığı bir diabet hastalığının mevcudiyeti araştırılmalıdır. Eğer bu tarama testinde 1. saatte kan şeker düzeyi 140 mg ‘ın üzerinde ise  100 gr şeker yükleme testi yapılmalıdır. Bu test sonucuna göre gebede gebeliğin ortaya çıkardığı  diabet (gestasyonel diabet) olup olmadığının  tanısı koyulabilir. Gestasyonel diabet tanısı kuyulan bir gebede yüksek olan kan şekerini kontrol için ilk önce diyet programı uygulanır, eğer bu uygulama ile yanıt alınamaz ise kan şekerini kontrol altına almak için insülin tedavisine başlanır.

Gebelik öncesi diabet tanısı olan ve insülin kullanan gebeler ise gebelik boyunca yakından takip edilir ve gebelik haftası ilerledikçe  gereksinimine göre kullanmış oldukları insülin dozları artırılır.

 

Gebelikte Rh Uygunsuzluğu

 

Anne ve bebek kan dolaşımı birbirinden bağımsızdır. Normalde bebeğin ve annenin kanları birbirlerine karışmazlar. Oksijen, karbondiyoksit , aminoasit gibi bebeğin yaşamsal fonksiyonları için gerekli bir çok maddenin değişimi plasenta yolu ile gerçekleştirilir.

Annenin kan grubu Rh(-) , babanın kan grubu ise Rh(+) ise en az %50 oranında bebeğin kan grubunun Rh (+) olma ihtimali vardır.

Daha önceki gebelik sırasında, düşük veya kürtaj esnasında veya şimdiki gebelik sırasındaki düşük tehdidi gibi bir neden ile Rh(+) bebeğin kanı karışmaması gereken annenin kan dolaşımına karışırsa , annede kendisi için yabancı olan Rh(+) kan grubuna karşı savunma hücreleri (antikor) gelişir ve bu antikorlar plasenta yolu ile tekrar bebeğe dönerek, bebeğin kan hücrelerini (eritrosit) yok etmeye başlarlar. Dolayısı ile bebekte kansızlık (anemi) ve bu tablonun devam etmesi sonucu bebeğin anne karnında ölümüne kadar gidebilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tablonun kesin tedavisi doğumdur. Doğuma kadar geçecek süre zarfında bebek kansızlıktan  ölmesin diye   anne karnındaki bebeğe zaman zaman bebeğin kordonu yolu ile kan vererek , zaman kazanılır. Bu işlemin bu konuda tecrübesi olan kadın doğum hekimleri (perinatolog) tarafından yapılması daha uygun olur.

 

Hipertansiyon ve Gebelik

 

Gebelik sırasında ortaya çıkan hipertansiyon (preeklamsi) hem anne hem de anne karnında ki bebeğin sağlık durumunu olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Genellikle gebelik sürecinin  ikinci yarısında ortaya çıkar. Tansiyon yüksekliğine , idrar ile  protein kaybı ve vucutta ödem oluşumu eşlik eder. Tansiyon yükseldikçe ve  idrar ile protein kaybı arttıkça hastalık ağırlaşır. Hastalığın ağırlığına bağlı olarak bazı gebelerin hastaneye yatırılması gerekebilir. Tansiyon yükselmesini kontrol altına alıcı ve kasılma ataklarının (eklampsi) gelişmesini önlemek amacı ile koruyucu amaçlı  ilaçlar kullanılmaya başlanır. Kontrol altına alınamayan olgularda, eklamsi adı verilen kasılma ve kısa süreli şuur kaybının görüldüğü sara nöbetine benzer (epilepsi) bir tablo da gelişebilir. Özellikle ağır preeklamsinin ve eklamsinin tedavisi doğumdur. Burada ki en önemli sorun, doğum zamanlamasıdır. Bazı hastalarda tablonun ağırlığı bir an önce doğumun gerçekleştirilmesini zorunlu kılar iken,   bebek  doğurtulacak olur ise  dış ortamda yaşayacak kadar gelişimini tamamlamamış olabilir. Bu tip olgularda doğum mutlaka , doğum sonrası bebeğe yoğun bakım şartlarının verilebileceği bir hastanede yapılmalıdır. Tansiyon yüksekliği bir damar hastalığı olduğundan, aynı hasar plasenta damarlarında da oluşur. Bunun sonucu olarak bebeğe giden kan akımında bir azalma meydana gelir ve doğum ağrıları başlamadan veya çoğu zaman ağrılar başladıktan sonra , bebek kalp atımlarında düşme (akut fetal distres) ortaya çıkabilir. Bu durum bebeğin yaşamını tehdit eden bir tablodur ve çoğu kez doğum sezaryen ile gerçekleştirilir.

Anasayfa  l  Jinekolojik Kanserler  l  Gebelik Takibi ve Doğum  l  İnfertilite ve Ovulasyon Takibi  l  Endoskopi | Rahim Ağzı Kanseri
Rahim kanseri | Over kanseri | Vulva-vajen kanseri | Trofoblastik tümörler | İdrar Kaçırma | HPV ve Preinvaziv Servikal Patolojiler

© 2005 - 2010 | jinekolojikonkoloji.com | jinekolojikkanser.com | tuganbese.com | Bütün hakları saklıdır.

 Tasarım - Indexmedya